İçeriğe geç
4 Ağustos 2026, Salı4 Ağu · SalDOLAR 47,54EURO 54,79GR. ALTIN 6.195BENZİN 84,96DİZEL 81,35
Kulis Arkası

Kulis Arkası – MKE’den Çifte Zafer

Kulis Arkası - MKE’den Çifte Zafer
  • ProgramKulis Arkası
  • SunucuAyşegül Kızılırmak
  • KonukSerkan Gezer
  • Süre5:57

Bu bölümü dinle

Transcript

Ayşegül Kızılırmak: Kulis Arkası’na hoş geldiniz değerli dinleyicilerimiz. Bugün Türkiye’nin stratejik bağımsızlık yolculuğunda önemli bir aktör olan Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş.’nin, yani MKE’nin Geri Dönüşüm İşletme Müdürlüğü’nün çığır açan çalışmalarını ve bunun hem savunma sanayimiz hem de sürdürülebilirlik hedeflerimiz üzerindeki devasa etkilerini ele alacağız. Konuyu derinlemesine incelemek üzere stüdyomuzda değerli konuğumuz Serkan Gezer bizlerle birlikte. Serkan Bey, hoş geldiniz.

Serkan Gezer: Hoş bulduk Ayşegül Hanım, davetiniz için teşekkür ederim. MKE’nin geri dönüşümdeki bu öncü rolünü konuşmak gerçekten heyecan verici. Türkiye için çok kritik bir alanda atılan çok önemli adımlar bunlar.

Ayşegül Kızılırmak: Kesinlikle. MKE, atıl durumdaki malzemeleri tekrar ekonomiye kazandırarak hem milli savunma gücümüzü pekiştiriyor hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma vizyonunu hayata geçiriyor. Sizce bu döngüsel üretim modeli, ülkemizin stratejik hammadde bağımsızlığına giden yolda ne kadar etkili olabilir? Rakamlar oldukça iddialı görünüyor.

Serkan Gezer: Ayşegül Hanım, etkili olmaktan öte, vazgeçilmez bir model haline gelmiş durumda. Kırıkkale, İzmir-Aliağa ve Kocaeli-Seymen’deki modern tesisler, kamu kurumları ve piyasadan toplanan hurdaları işleyerek doğrudan silah ve mühimmat üretimine entegre ediyor. Bu, dışa bağımlılığı azaltma hedefimiz için kilit bir nokta. 2025 yılına yönelik 300 bin ton hurda tedarik hedefi, sadece MKE’nin kendi fabrikalarının ihtiyacını karşılamakla kalmayacak, aynı zamanda sivil piyasaya da önemli bir katkı sağlayarak genel ekonomiye de ivme kazandıracak. Bu, tek atışla birden fazla hedefi vurmak gibi.

Ayşegül Kızılırmak: Burada bir itirazım var Serkan Bey. 300 bin tonluk bir hurda tedarik hedefi kulağa harika geliyor, ancak bu kadar büyük bir hacmin sürdürülebilir bir şekilde, kalite standartlarından ödün vermeden toplanması ve işlenmesi pratikte ne kadar zorlayıcı olabilir? Türkiye gibi bir ülkede hurda tedarik zincirinin yönetimi her zaman kolay olmuyor.

Serkan Gezer: Haklısınız, tedarik zinciri yönetimi her sektörde olduğu gibi burada da kritik. Ancak MKE, bu konuda ciddi bir altyapı ve tecrübeye sahip. Kamu kurumlarıyla olan entegrasyonu ve piyasadaki network’ü sayesinde bu hedeflere ulaşmak için gerekli mekanizmaları kurmuş durumda. Ayrıca, geri dönüştürülen malzemeler sadece miktar olarak değil, nitelik olarak da savunma sanayii standartlarına uygun hale getiriliyor. Bu, yüksek teknoloji gerektiren bir süreç ve MKE bu konuda önemli yatırımlar yaptı. Bir nevi, ‘çöp’ten altın yaratmak bu.

Ayşegül Kızılırmak: Peki ya çevresel katkılar? Veriler oldukça çarpıcı: 420 bin ton doğal cevher kullanımının önlenmesi, 1,4 milyar kWh enerji tasarrufu ve 489 bin ton karbon salımının engellenmesi… Bu rakamlar gerçekten Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelesinde MKE’yi öncü bir aktör haline getiriyor diyebilir miyiz? Yoksa savunma sanayiinin çevresel ayak izi düşünüldüğünde, bu sadece devede kulak mı kalıyor?

Serkan Gezer: Asla devede kulak değil Ayşegül Hanım. Bu rakamlar, ülkenin genel çevresel hedeflerine yapılan devasa katkılardır. Özellikle enerji tasarrufu ve karbon emisyonu azaltma, sürdürülebilirlik hedeflerimiz için hayati öneme sahip. Savunma sanayii elbette doğası gereği belirli bir çevresel etkiye sahiptir, ancak MKE gibi kurumların bu proaktif yaklaşımı, sektöre genel bir yeşil dönüşüm vizyonu kazandırıyor. Bu, sadece bir geri dönüşüm faaliyeti değil, aynı zamanda kurum kültürü ve üretim felsefesinde köklü bir değişimdir.

Ayşegül Kızılırmak: Geleceğe yönelik adımlara bakacak olursak, Nisan 2026’da İzmir-Aliağa’da tehlikeli atık bertaraf, geri kazanım ve depolama tesisi kurma başvurusu, MKE’nin bu alandaki vizyonunu daha da genişlettiğini gösteriyor. Bu tesisin devreye girmesiyle birlikte, Türkiye’nin atık yönetimi konusunda ne gibi yeni bir soluk getirmesi bekleniyor? Özellikle tehlikeli atık konusunda ciddi açıklarımız olduğu biliniyor.

Serkan Gezer: Bu tesis, Ayşegül Hanım, sadece MKE için değil, Türkiye’nin genel atık yönetimi stratejisi için de çok önemli bir adım. Tehlikeli atıkların güvenli bir şekilde bertaraf edilmesi, geri kazanılması ve depolanması, çevresel riskleri minimize etmenin yanı sıra, ekonomik değeri olan maddelerin de ülke ekonomisine geri kazandırılması anlamına geliyor. Bu tür tesisler, döngüsel ekonomi modelinin en kritik bileşenlerinden biridir ve MKE’nin bu alandaki liderliği, diğer sektörlere de örnek teşkil edecek nitelikte. Ülke için bir zorunluluk haline gelmişti.

Ayşegül Kızılırmak: Peki, MKE’nin hurda malzeme satışları için kendi e-ihale platformunu kullanması, şeffaflık ve modernleşme açısından nasıl bir mesaj veriyor? Kamu kurumlarının bu tür dijital platformlara geçişi ne kadar yaygın ve etkili?

Serkan Gezer: Bu, aslında MKE’nin genel kurumsal yönetim anlayışının bir yansıması. E-ihale platformları, rekabeti artırır, şeffaflığı sağlar ve bürokratik süreçleri hızlandırır. Bu da hurda malzemelerin en uygun fiyatlarla ve en adil koşullarda piyasaya sürülmesine olanak tanır. Bu tür dijitalleşme hamleleri, sadece MKE için değil, genel olarak kamu kurumlarının modernleşmesi ve verimliliklerini artırması açısından da son derece değerli adımlar. Diğer kurumlar için de bir model oluşturuyor diyebiliriz.

Ayşegül Kızılırmak: Serkan Bey, bugün MKE’nin geri dönüşümle ördüğü bu başarı hikayesinin hem savunma sanayii hem de sürdürülebilir bir gelecek inşa etme yolundaki kilit rolünü çok güzel özetlediniz. Bu yapıcı ve çözüm odaklı yaklaşım, ülkemizin potansiyelini en verimli şekilde kullanarak hem ekonomik hem de çevresel refahı artırma yolunda ilham verici bir model teşkil ediyor. Katkılarınız için çok teşekkür ederim.

Serkan Gezer: Ben teşekkür ederim Ayşegül Hanım, keyifli bir sohbet oldu.

Ayşegül Kızılırmak: Kulis Arkası’ndan bu haftalık bu kadar. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın!