Transcript

Zerrin Mavi: Kulis Arkası’na hoş geldiniz sevgili dinleyiciler. Bugün gündemimizde, milyonlarca İstanbullunun gözü kulağı olan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un açıklamalarıyla netleşen sosyal konut projesi var. İstanbul’da 100 bin sosyal konut için kura çekim tarihi 25 Nisan 2026 olarak belirlendi. Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut hamlesi olarak lanse edilen bu proje, fahiş kira artışları ve konut edinme zorluğu çeken vatandaşlarımız için büyük bir umut ışığı. Ancak bu umudun, yaklaşık iki yıl sürecek bir bekleyişe mahkum edilmesi ve projenin detaylarındaki bazı muğlaklıklar da beraberinde önemli eleştiri noktalarını getiriyor. Stüdyomuzda Ali Kırca bizlerle, Ali Bey hoş geldiniz.

Ali Kırca: Hoş bulduk Zerrin Hanım. Dediğiniz gibi, bu proje gerçekten de büyük bir umut vaat ediyor. İstanbul gibi konut krizinin had safhada olduğu bir şehirde, yüz bin konutluk bir hamle kağıt üzerinde çok önemli. Ancak, o ‘umut’ kelimesinin yanına ‘bekleyiş’ kelimesi eklendiğinde, özellikle acil konut ihtiyacı olan milyonlarca insan için durum biraz değişiyor. 2026 Nisan’ına kadar sürecek bu bekleyiş, projenin ‘acil’ ve ‘çözüm odaklı’ niteliğini sorgulatıyor.

Zerrin Mavi: Kesinlikle. Başvurusu kabul edilen adayların listeleri yayımlandı, bu şeffaflık adına olumlu bir adım. Ancak kura çekiminin iki yıl sonrasına ertelenmesi, mevcut ekonomik koşullar altında her geçen gün artan kira ve yaşam maliyetleri göz önüne alındığında, ciddi bir hayal kırıklığı yaratıyor. Bu iki yıllık süreçte, başvuru sahiplerinin ekonomik durumlarında yaşanabilecek değişiklikler veya konut piyasasındaki dalgalanmalar, projenin başlangıçtaki vaatlerini ne ölçüde koruyabileceği sorusunu gündeme getiriyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ali Kırca: Çok haklısınız Zerrin Hanım. Bugünün ekonomik koşullarıyla 2026’nın ekonomik koşulları arasında büyük farklar olabileceği aşikar. Enflasyonun seyrini, konut fiyatlarındaki artışı ve kira piyasasındaki dalgalanmaları önceden kestirmek oldukça zor. Bugün belirlenen ‘uygun fiyatlı’ denilen satış fiyatları, peşinat oranları ve 240 ay vade ile aylık taksit tutarları, iki yıl sonra aynı ‘uygunluk’ seviyesini koruyacak mı? Bu, projenin en büyük belirsizliklerinden biri. Noter huzurunda kura çekimi ve canlı yayın gibi şeffaflık adımları takdire şayan, ancak bu şeffaflık uzun bir bekleyişle birlikte sunulduğunda, vatandaşın acil mağduriyetini gidermekte yetersiz kalıyor. Mesele sadece kuranın şeffaflığı değil, konutlara erişim süresinin kısalığı olmalıydı.

Zerrin Mavi: Peki, milyonlarca başvuru sahibinin olduğu düşünüldüğünde, 100 bin sosyal konutluk kontenjanın, devasa konut ihtiyacını ne denli karşılayabileceği tartışması var. ‘Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut hamlesi’ söylemiyle projenin ölçeği vurgulansa da, bu büyüklük İstanbul gibi devasa bir metropolün konut sorununa ne kadar köklü bir çözüm getirecek? Ayrıca 1+1, 2+1 gibi daire tiplerine göre satış fiyatları belirlendiği ifade edilse de, bu kritik detayların kamuoyuyla yeterince şeffaf bir şekilde paylaşılmaması, ‘uygun fiyatlı’ niteliğine dair şüpheleri artırıyor.

Ali Kırca: Evet, bu çok önemli bir nokta. İstanbul’da gerçek konut açığı ve ihtiyacı düşünüldüğünde 100 bin konutun, o ‘en büyük’ sıfatını ne kadar doldurduğu tartışmaya açık. Sadece sayısal büyüklükle yetinmek, projenin başarı kriterleri için yeterli değil. Konutların lokasyonu, altyapısı, sosyal donatıları ve şehirle entegrasyonu gibi unsurlar da projenin gerçek başarısını belirleyecek. Ve o fiyat belirsizliği… Bakanlık ‘belirlendi’ diyor ama ‘açıklandı’ demiyor. Bu durum, piyasadaki mevcut belirsizliği daha da artırıyor ve insanların bütçe planlamasını zorlaştırıyor. İki yıl sonra, başvuru sahiplerinin alım gücü ne olacak, taksitler bugünkü asgari ücretin ne kadarını oluşturacak gibi soruların yanıtları henüz net değil.

Zerrin Mavi: Özetle, proje büyük bir umut vaat etse de, uzun bekleyiş süresi, fiyat detaylarındaki muğlaklıklar ve mevcut ihtiyaca oranla sınırlı kalan kontenjan, projenin ‘büyük’ söylemlerinin ardındaki gerçekçi çözüm potansiyelini gölgeliyor. Vatandaşlar sadece bir umut değil, somut ve hızlı çözümler bekliyor. Bu beklentilerin ne kadar karşılanabileceği, önümüzdeki iki yılın ekonomik ve sosyal gelişmeleriyle daha net ortaya çıkacak gibi görünüyor. Ali Bey, çok teşekkür ederiz değerli yorumlarınız için.

Ali Kırca: Ben teşekkür ederim Zerrin Hanım. Umarız bu proje, tüm bu eleştirilere rağmen amacına ulaşır ve İstanbul’daki konut sorununa kalıcı bir nefes olur. Ancak vatandaşın acil talebine karşı bu uzun bekleyişin, projenin ruhuna aykırı düştüğünü bir kez daha belirtmek isterim. Bekleyip göreceğiz.