Pandemi sonrası popülerleşen set turizmi, 800 nüfuslu köylerde bile büyük kalabalıklara neden oluyor. Yoğun ilgi, hem altyapı hem de çevre üzerinde baskı oluşturuyor.
Pandemi dönemiyle birlikte ekran başında geçirilen sürenin artması ve ardından gelen seyahat yasaklarının kalkması, dizi ve film setlerinin yer aldığı mekanları küresel çapta cazibe merkezlerine dönüştürdü. Özellikle dizilerde sıkça görülen etkileyici köy ve kasabalar, “set turizmi” adı verilen yeni bir eğilimin öncüsü oldu. Bu akım, sosyal medyada paylaşılan sahneler ve diziler aracılığıyla, daha önce sakin olan yerleşimlerin bir anda turist akınına uğramasına yol açtı.
SET TURİZMİNDE BÜYÜK ARTIŞ
Dizilerin popülerliğinin etkisiyle, başta 800 kişinin yaşadığı küçük köyler olmak üzere birçok yerleşim yeri, her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlamaya başladı. Turist sayısındaki bu ani artış, bölgelerin altyapı kapasitesini zorlamaya başladı. Yerel halk, yolların daralmasından, su ve kanalizasyon sistemlerinde yaşanan aksaklıklardan ve çevre kirliliğinden şikayetçi. Köy sakinlerinden biri, “Eskiden kendi halimizde yaşardık. Şimdi her gün onlarca otobüs dolusu turist geliyor,” diyerek yaşanan değişimi özetliyor.
ALTYAPI VE ÇEVRE SORUNLARI GÜNDEMDE
Artan turist yoğunluğu, yalnızca ekonomik fırsatlar yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda çevre ve altyapı sorunlarını da beraberinde getiriyor. Özellikle su kaynaklarının yetersiz kalması ve atık yönetiminde yaşanan sıkıntılar, yerel yönetimlerin gündemine taşındı. Uzmanlar, turizm gelirlerinin sürdürülebilir şekilde değerlendirilmesi ve altyapının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
YEREL YÖNETİMLER ÇÖZÜM ARIYOR
Köylerde artan ziyaretçi sayısı karşısında yerel yönetimler, hem bölge halkının yaşam kalitesini korumak hem de turizmin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Turist gruplarının planlı şekilde ağırlanması ve çevreye duyarlı uygulamaların yaygınlaştırılması, öncelikli hedefler arasında yer alıyor.
KÜLTÜR SANATLA DÖNÜŞEN KÖYLER
Set turizmi sayesinde köyler, kültür ve sanatın canlı merkezlerine dönüşüyor. Ancak bu değişimin uzun vadeli olumlu sonuçlar doğurması için, hem ziyaretçilerin hem de yerel halkın ortak bir denge bulması gerekiyor.